ISSN 1302-0099 | e-ISSN 2146-7153
Acceptance and Commitment Therapy for Post-Traumatic Stress Disorder: A Conceptual Review from Philosophical Foundations to Clinical Practice [Turkish J Clin Psy]
Turkish J Clin Psy. Ahead of Print: KPD-88557 | DOI: 10.5505/kpd.2026.88557

Acceptance and Commitment Therapy for Post-Traumatic Stress Disorder: A Conceptual Review from Philosophical Foundations to Clinical Practice

Muazzez Merve Yuksel
Cyprus International University, Psychology Department, TRNC

Background: Acceptance and Commitment Therapy (ACT) does not reject the diagnostic construct of PTSD; rather, it offers an additional functional and transdiagnostic formulation centered on experiential avoidance and cognitive fusion. This review synthesizes ACT’s philosophical foundations, its divergence from cognitive behavioral therapy (CBT), and its clinical translation in PTSD treatment. Efficacy and randomized controlled trial comparisons fall outside this review’s scope.
Theoretical Foundations: Grounded in functional contextualism, ACT evaluates interventions by pragmatic “workability” rather than literal truth. Its theoretical backbone, Relational Frame Theory, explains language and cognition through derived relational responding. Post-traumatic avoidance is thus understood as verbal avoidance, operationalized via the psychological flexibility model. Unlike CBT, which targets cognitive content through restructuring, ACT targets the client’s relationship with thoughts.
ACT Model of PTSD: Rather than relying solely on DSM-5 symptom-cluster classification, ACT offers a functional, transdiagnostic formulation of PTSD in which experiential avoidance is often central: control strategies fail to eliminate distress, reinforcing rigid self-evaluations of being “broken,” while suppression depletes resources and narrows valued activity. Rigid identity statements represent fusion with “self-as-content,” addressed by cultivating “self-as-context.” Following Walser and Hayes’ adaptation, five non-linear clinical goals are delineated through a case dialogue: creative hopelessness, control as the problem, self-as-context, willingness, and committed action. Common pitfalls, including confusing acceptance with approval and framing responsibility as blame, are discussed alongside a comparative table of ACT and CBT dialogues.
Conclusion: ACT offers a process-based, experiential alternative to symptom-focused trauma treatment, prioritizing a value-driven life over symptom elimination, contributing a systematic, clinically applicable framework for ACT’s trauma conceptualization and therapeutic process.

Keywords: Acceptance and Commitment Therapy, post-traumatic stress disorder, experiential avoidance, psychological flexibility, Relational Frame Theory, trauma


Travma Sonrası Stres Bozukluğunda Kabul ve Kararlılık Terapisi: Felsefi Temellerden Klinik Uygulamaya Kavramsal Bir Derleme

Muazzez Merve Yuksel
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, KKTC

Arka Plan: Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), TSSB'nin tanısal yapısını reddetmemekle beraber; yaşantısal kaçınma ve bilişsel birleşmeye odaklanan ek bir işlevsel ve tanısal ötesi (transdiyagnostik) formülasyon sunar. Bu inceleme; ACT'in felsefi temellerini, BDT'den ayrışmasını ve TSSB tedavisindeki klinik uygulamasını sentezlemektedir. Etkililik değerlendirmeleri ve randomize kontrollü çalışma karşılaştırmaları kapsam dışıdır.
Teorik Temeller: İşlevsel bağlamcılığa dayanan ACT, müdahaleleri doğrudan bir “gerçeklik” yerine pragmatik “işlevsellik” (workability) temelinde değerlendirir. Teorik omurgası olan İlişkisel Çerçeve Kuramı (RFT), dili ve bilişi türetilmiş ilişkisel tepki süreçleri aracılığıyla açıklar. Travma sonrası kaçınma, sözel bir kaçınma olarak anlaşılır ve psikolojik esneklik modeli aracılığıyla işlevselleştirilir. Yeniden yapılandırma yoluyla bilişsel içeriği değiştirmeyi hedefleyen BDT'den farklı olarak ACT, danışanın düşünceleriyle kurduğu ilişkiyi hedefler.
TSSB'nin ACT Modeli: ACT, yalnızca DSM-5 belirti kümesi sınıflandırmasını temel almak yerine, yaşantısal kaçınmanın sıklıkla merkezde yer aldığı işlevsel ve tanı ötesi bir TSSB formülasyonu sunar. Bu formülasyonda, içsel kontrol stratejileri yetersiz kalarak “kırılmış” olma yönünde katı benlik değerlendirmelerini pekiştirir, bastırma ise kaynakları tüketip değerli eylemleri daraltır. Katı kimlik beyanları “içerik olarak kendilik” ile bilişsel birleşmeyi temsil eder; bu durum “bağlam olarak kendilik” perspektifiyle ele alınır. Walser ve Hayes'in uyarlamasını takiben; beş klinik hedef bir vaka diyaloğu üzerinden betimlenmiştir: yaratıcı umutsuzluk, problemin kendisi olarak kontrol, bağlam olarak kendilik, isteklilik ve kararlı eylem. Kabulü onaylamakla karıştırmak ve sorumluluğu suçlama olarak çerçevelemek gibi klinik hatalar, ACT ve BDT diyaloglarını karşılaştıran bir tablo eşliğinde tartışılmıştır.
Sonuç: ACT, semptom eliminasyonu yerine değer odaklı bir yaşam inşa etmeyi önceliklendirerek, semptom odaklı travma tedavilerine süreç temelli bir alternatif sunar; ACT'in travma kavramsallaştırmasını anlamak için uygulanabilir bir çerçeve sunarak literatüre katkıda bulunur.

Anahtar Kelimeler: Kabul ve Kararlılık Terapisi, post-travmatik stres bozukluğu, yaşantısal kaçınma, psikolojik esneklik, İlişkisel Çerçeve Kuramı, travma


Corresponding Author: Muazzez Merve Yuksel, Türkiye
Manuscript Language: English
×
APA
NLM
AMA
MLA
Chicago
Copied!
CITE
LookUs & Online Makale