Murat Kuloğlu, Okan Ekinci.
Son yıllarda yeni nesil antipsikotikler şizofreni tedavisinde geleneksel tedavilerin ilk sıradaki yerini almaktadır. Klinik çalışmalar genel olarak yeni nesil antipsikotiklerin klasik antipsikotiklere göre daha düşük cinsel yan etki göstermelerine rağmen, kendi aralarında bile önemli farklılıkları bulunduğuna işaret etmektedir. Antipsikotiklerin yol açtığı prolaktin artışının cinsel yan etkilerde önemli rol oynadığına inanılmasına rağmen, bu ilaçların kullanımını ile ortaya çıkan cinsel işlev bozukluğunun mekanizması henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Cinsel işlev bozukluğu, sıklıkla bu ajanların yaptığı dopamin blokajı ve sonuçta ortaya çıkan prolaktin artışı ile ilişkili olsa da, serotonerjik, adrenerjik, kolinerjik veya farklı diğer mekanizmalar da bu duruma yol açabilir. Cinsel işlev bozukluğu, hasta tarafından da çoğu zaman ifade edilmesinden kaçınılan, sıkıntı yaratan, uyumu bozan klinisyenler tarafından da eksik sorgulanan ya da gözardı edilen, tedavide güçlük oluşturmasının yanı sıra psikososyal yönden de zorlayıcı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer yandan antipsikotiklerin özellikle de yeni nesil antipsikotiklerin cinsel işlev bozukluğu üzerine olan etkileri üzerinde az durulan bir konudur. Bu nedenle klinisyenler antipsikotiklerle bağlantılı diğer yan etkiler yanında, cinsel işlev bozukluğu gelişimi yönünde de uyanık olmalıdırlar. Bu gözden geçirme yazısı şizofrenide yeni nesil antipsikotik ilaçların özellikle prolaktin düzeyi ve cinsel işlevler üzerine etkileri ile klinik kullanımda karşılaşabileceğimiz yan etkileri yönünden güncel bilgileri özetlemeyi amaçlamaktadır.