Kürşat Altınbaş, E. Timuçin Oral, Aysun Soysal, Baki Arpacı.

İnme sonrası depresyon sık görülmesine rağmen yeterince tanınıp tedavi edilmemektedir ve inme sonrası hastaların %20-60'ını etkileyebilmektedir. Depresyon için inme bir risk faktörü olmasına karşın; inme sonrası depresyonun patogenezi yeterince bilinmemektedir. Bazı çalışmalarda, sol frontal lob,bilateral frontal korteks, sağ hemisfer, sol ve sağ posterior alan yerleşimli infarktlarla depresyon arasında bir ilişki olduğu öne sürülmüşken; diğer çalışmalarda lezyon yerleşim yerinin depresyon sıklığını değiştirmediği saptanmıştır. Lezyon yerleşimi ve depresyon ilişkisi çalışmalarındaki çelişkili sonuçlar, örneklem seçimi, depresyon tanısı ve özellikle görüntüleme yöntemlerindeki farklılıklara bağlı olabilir. Öte yandan, major depresyon ve inme sonrası depresyonun belirtileri birbirine benzemekte ancak iskemiye bağlı ortaya çıkan bilişsel ve vejetatif bulgular depresyonun neden olduğu bulgulardan ayırt edilememektedir. Bununla birlikte, depresyonun inme hastalarında mortaliteyi ve morbiditeyi etkileyen önemli bir unsur olduğu göz önünde bulundurulduğunda; inme sonrası depresyonun 'doğru tanı ve tedavisi' önem kazanmaktadır. İnme sonrası depresyonun başarılı müdahalesi erken tanıyı ve ideal işlevsellik düzeyi için en ugun tedavinin başlanmasını gerektirmektedir.Türkçe literatürde inme sonrası depresyonu bütüncül olarak değerlendiren çok az sayıda yayın bulunmaktadır. Bu nedenle bu derlemeyi yazmaktaki temel amacımız, inme sonrası depresyonun sıklığı, etiyolojisi, belirti örüntüsü, lezyon yerleşim yeri ile ilişkisi, mortaliteye etkisi ve tedavisini bütüncül olarak değerlendirerek bu konuya ışık tutmaktır.

Kullanıcı girişi