E. Tuğba Özel Kızıl.

Şizofreni klinik belirtiler, seyir, tedaviye yanıt, bilişsel işlevler ve patofizyolojisi bakımından tanısı, tedavisi ve üzerinde araştırma yapılmasını zorlaştıracak ölçüde heterojen bir bozukluktur. Bu bozukluğu daha iyi anlamak, daha homojen hale getirmek amacıyla birçok alt tipleme ve sınıflandırma yapılmıştır. Bu ayrımlardan biri olan basit şizofreni tarihsel niteliğe sahip, ancak tanısal geçerliliği halen tartışmalı olan bir kavramdır. Basit şizofreni Andreasen`in tanımladığı "negatif şizofreni", Liddle`ın tanımladığı "psikomotor yoksulluk sendromu" ve Carpenter`ın tanımladığı "defisit şizofreni" kavramları ile örtüşmekle beraber, pozitif belirtilerin tamamen dışlanmış olması nedeniyle ayrılır. Bu açıdan negatif şizofreninin bir alt grubunu temsil ettiği öne sürülmektedir. Ancak pozitif belirtilerin dışlanması özellikle kesitsel değerlendirmelerde tanısal geçerliliğini düşürmektedir. Ayrıca bu bozukluğun negatif belirtilerle özellikli olan ve basit şizofreninin yerine tanımlanan şizoid ve şizotipal kişilik bozukluklarından da ayırd edilmesi gerekmektedir. Nadir görülmesi, zor tanı konması nedeniyle tanı sistemlerinden çıkarılmış ve araştırmalarda yeterince yer bulamamıştır. Var olan az sayıdaki çalışma da örneklem sayılarının az olması nedeniyle genellemelere imkan vermemektedir. Ancak klinik pratikte negatif belirtileri ön planda olup, işlevsellikleri oldukça düşük olan ve antipsikotik tedaviye yeterince yanıt vermeyen tanısı tartışmalı bir grup hastanın varlığı göz ardı edilememektedir. Buradan yola çıkılarak çok merkezli çalışmalara gereksinim olduğu söylenebilir. Bu yazıda basit şizofreninin tarihsel bir bakış açısı içinde ele alınıp, yapılan çalışmaların gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.

Kullanıcı girişi