Şahbal Aras, Semih Şemin.
Bilimsel literatürde, yazılı ve görsel iletişim araçlarında Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) konusundaki tartışmaların temelinde net olmayan belirtilere (aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı, dürtüsellik) dayanan DEHB tanısı ve psikostimülan tedavinin yaygınlaşmasıyla ilgili kaygılar yer almaktadır. Bu alandaki uygulamaların bilimsel gelişmeler ışığında, etik bir duyarlılıkla ve özünde gerçekten çocukların ruh sağlığını iyileştirmeyi hedefler şekilde olması önemlidir. Bu açıdan; uygun donanıma sahip hekimlerin yeterli değerlendirmeyle koydukları tanıya dayanarak, çıkar çatışmalarından bağımsız şekilde tüm tedavi seçeneklerini değerlendirmesi etik olarak uygun bir yaklaşım olabilir. Tedavi gereken tüm DEHB'li çocukların uygun tedavi olanaklarına kavuşması da önemlidir. Böylece, ilaç kullanımı riski sadece, gerçekten tedavi gereksinimi olan çocuklar için gündeme gelebilecektir. Farklı kültürlerde DEHB belirtilerinin ortaya çıkışını, bu belirtilerle başvuru, değerlendirme ve tedavi sürecini etkileyebilen farklı sosyokültürel etkenler olabilmektedir. Türkiye'de bu tür etkenlerle ilgili bilgilerin yetersizliği, uygun tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesinde bir sınırlılık oluşturabilir. Bununla birlikte, DEHB tanısı ve psikostimülan tedavi geçmişe göre artma eğilimindedir. Eğitim ve sağlık koşulları yetersiz olan ülkemizde, çocuklardaki psikososyal sorunların yalnızca bir ilaçla düzelmesini beklemek gerçekçi değildir. DEHB konusunda dünyadaki güncel bilimsel gelişmelere uygun ve ülkemizin sosyokültürel özelliklerini dikkate alan eğitim ve sağlık politikalarının geliştirilmesi önemli bir gereksinimdir.