E. Cüneyt Evren, Sacide Üstünsoy, Suat Can, Cengiz Başoğlu, Duran Çakmak.
Bu çalışmada yatarak tedavi gören alkol ve alkol dışı madde bağımlılarında özkıyım girişimi öyküsünün, depresyon, anksiyete, çocukluk çağı travması, dissosiyatif belirtiler ve alkol/madde kullanımı ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya Nisan ve Haziran 2001 tarihleri arasında Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM'de (Alkol ve Madde Araştırma ve Tedavi Merkezi) yatarak tedavi edilen ve DSM-IV tanı kriterlerine göre alkol bağımlılığı tanısı konmuş 30 hasta ile alkol dışı madde bağımlılığı tanısı konmuş 32 hasta katılmıştır. Olgulara yarı yapılandırılmış sosyodemografik form, Dissosiyatif Yaşantılar ölçeği (DYÖ), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDDÖ), Hamilton Anksiyete Ölçeği (HAÖ) ve Michigan Alkolizm Tarama Testi (MATT) uygulanmıştır. Özkıyım girişimi öyküsü olanların yaş ortalaması (31.86±10.16) özkıyım girişimi öyküsü olamayanlara (38.05±8.69) göre düşüktü. Özkıyım girişimi öyküsü olanların birinci dereceden akrabalarında özkıyım öyküsü ve aile içi şiddet daha fazla ve ilk madde kullanma yaşı daha düşüktü. Özkıyım girişimi öyküsü olanlarda HDDÖ, HAÖ, DYÖ, MATT ve ÇÇTÖ'nin duygusal ve fiziksel kötüye kullanım ve duygusal ve fiziksel ihmali değerlendiren alt ölçeklerinde yüksek puan ortalamaları saptanmıştır. Bağımlı değişkenin özkıyım girişimi öyküsünün varlığı olduğu lojistik regresyon modelinde DYÖ ve ÇÇTÖ'nün duygusal kötüye kullanım alt ölçeği puanları yordayıcı olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın örneklemini oluşturan alkol/madde bağımlılarında özkıyım girişimi öyküsüne yüksek oranda rastlanmıştır. Özkıyım girişimi öyküsünü değerlendiren bir soru ile alkol/madde bağımlılarında dissosiyatif belirtiler, depresyon, anksiyete, çocukluk çağı travması ve alkol/madde kullanım şiddeti gibi ilişkili olabilecek durumların olasılıklarının yüksek olduğunu tahmin etmek mümkün olabilir. Çalışmanın sonuçları, bağımlı popülasyonda özkıyım girişimi öyküsünün ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bu olgulara tanı ve tedavi açısından farklı yaklaşılması gerektiğini göstermektedir.